Freelance dönemimde işim netti: müşteri ne istediyse onu, zamanında teslim etmek. Kendi ürünlerimi yapmaya başlayınca kurallar değişti. Artık "ne istendiğine" ben karar veriyorum ve bu, kod yazmaktan çok daha zor.
En pahalı satır, yazılmayan satır değil; gereksiz yazılan satır
Tek kişiysen her özellik üç kez maliyet çıkarır: yazarken, test ederken ve sonsuza kadar bakımını yaparken. Bu yüzden her fikri tek bir soruyla süzüyorum: bu özellik olmadan uygulama yayına çıkabilir mi? Cevap "evet" ise o özellik ilk sürüme girmiyor.
Benim Sınavım'ı çıkarırken listede arkadaş sıralaması, çizim araçları ve hata defteri vardı. İlk sürümde üçü de yoktu; sadece soru çözme ve net hesaplama vardı. Kullanıcılar gelince hangisinin gerçekten istendiğini yorumlardan gördüm ve sırayı ona göre kurdum.
PM şapkasının geliştirici şapkasına en büyük hediyesi "hayır" diyebilmektir. Kendine bile.
Günlük ritim
Bana en çok işleyen düzen şu oldu:
- Sabah: ürün işi. Yorumları, istatistikleri ve mağaza verilerini okumak; ne yapılacağına karar vermek.
- Öğleden sonra: derin çalışma. Sadece kod, bildirimler kapalı.
- Akşam: yayın işleri. Sürüm notları, mağaza metinleri, küçük düzeltmeler.
Karar vermekle kod yazmayı aynı saate sıkıştırdığımda ikisi de kötü oluyor; ayırınca ikisi de hızlanıyor.
Ölçmeden özellik yok
Tek kişilik ekipte sezgiye fazla güvenmek kolay, çünkü itiraz eden yok. Bu yüzden her sürümden sonra üç sayıya bakıyorum: indirme, birinci gün geri dönüş (retention) ve yorumlarda tekrar eden istekler. Yeni özellik fikri bu üçünden biriyle desteklenmiyorsa beklemeye alınıyor.
Tek başına ürün geliştirmek yalnız hissettirebilir ama bir avantajı var: fikirle yayın arasındaki mesafe bir günden kısa. Bu hızı korumak, her şeyi yapmamaktan geçiyor.
Product Manager & mobil geliştirici. Ürün, performans ve iyi arayüzler üzerine yazıyor.